mehmetguclu2603 @ gmail.com

ARZU EDİLEN DUYGU “MUTLULUK”

Geçen haftaki yazımızda mutlu olabilmenin ana esasının insanlarda manevi yönden doyuma ulaşılmasına, bunun için de inanmak gerektiğine, bu süreçte de sabırlı olunmasına vurgu yapmıştık. Yine de mutluluğu bulamıyorum diyorsanız; o zaman inandığınız değerle aranızdaki “samimiyeti” sorgulamanız gerekecektir. Eğer ki inancınızda samimi değilseniz o zaman manevi hazza da ulaşamazsınız. Çünkü Cenab-ı Allah, Kur’an-ı Kerim’inde kullarının yapmış olduğu duaları, hükmünde kabul edeceği sözünü bizzat ayetlerinde vermiştir. “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim.” (Mü’min-60) “Ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin dileğine karşılık veririm.” (Bakara-186). Bu ayetlerde de görüldüğü üzere bizler gerçek anlamda tam bir Müslüman yaşayışıyla, bütün içtenliğimizle Allah’a dua ettiğimizde dualarımızın kabul olunacağı ifade ediliyor.

Yeri gelmişken kimi insanlarımızın fırsat buldukça dillendirdikleri bir soruyu da bu kapsamda cevaplandırmak istiyorum. “Araştırmalara göre dünyada mutsuz olan ülkelerin başında Müslüman ülkeler yer almaktadır. Buradaki insanlar, fırsat buldukça ülkelerindeki savaşın, huzursuzluğun bitmesi için sürekli dua ediyorlar. Ancak başlarındaki bela bir türlü dinmiyor, bitmiyor. Bu bir çelişki değil midir?” İlk bakışta bu durumun yukarıda savunduğumuz fikirle çeliştiği gözükmektedir. Özellikle de bazı art niyetli insanlar akıllarınca İslam’a zarar vermek adına hep bu yolu denemekten, bu soruyu sormaktan vazgeçmezler. Ancak olayları ve durumları gerçekçi bir gözle irdelediğimizde maalesef Müslümanlar olarak içerisinde bulunduğumuz halin, bu sorudaki durumu doğurduğunu ve bundan dolayı da yazımızın başındaki düşünceyle birebir örtüştüğünü rahatlıkla anlamış oluruz. Şöyle ki;

Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (SAV) bizlere kurtuluş için (mutluluk için) kılavuz olarak iki şeyi işaret etmiştir. Birincisi Kur’an-ı Kerim, İkincisi ise Sünnet-i Seniyyedir. Bugün Müslümanlar ya kılavuzlarını şaşırmış ya da ona başvurma ihtiyacını hissetmemekle beraber, onu askıya almış durumdadırlar. Kur’an-ı Kerim; toplum nizamı için, toplumda huzuru tesis etmek için indirilmiş ilahi bir kitaptır. Bu kitaptan en azami derecede faydalanıldığı müddetçe insanlık mutluluğa erişebilir. Hayatımızda Kur’an-ı Kerim’e ve Peygamber Efendimizin yaşantısına mesafe koyarsak, İslam olmaktan da uzaklaşmış oluruz. Bu halimizle de yani samimi olmadan, Allah’ın bize emrettiklerini bilmeden ya da bildiğimiz halde bunları uygulamadan,  Allah’la iletişime geçtiğimizde; bizim ettiğimiz duaların Allah katındaki önemini siz değerli okurların yorumlarına bırakıyorum. Hâlbuki her şey ayette olduğu gibi oldukça açık.

Maalesef günümüzde manevi yönde oluşan inanç boşluğu, kimi insanları çaresi olmayan rahatsızlıklara itmiştir. Özellikle ruhun doyurulamaması son yüzyılda insanlığı “Psikoloji, psikiyatri, psikolog, rehberlik, psikoterapi...” gibi bilim alanlarına ve kavramlarına yöneltmiştir. Bu anlamda bireyin eğer ki manevi yönü aile ortamında sağlam temeller üzerine inşa edilmişse, hayatının kimi dönemlerinde karşılaşacağı sıkıntılardan da etkilenmeden sıyrılmasını bilecek ve o manevi huzursuzluğu da kolay kolay yaşamayacaktır. “Devamı Haftaya”