mehmetguclu2603 @ gmail.com

BİZİM MAHALLE

            Sizlere; topluca saklambaç (eş gördüm) ve misket oyunlarının oynandığı, yollarda ya da boş arazilerde gazozuna mahalle maçlarının yapıldığı, kışları evlerden getirilen naylonların veya leğenlerin üzerinde kayıldığı, mahalleler arası kartopu savaşlarının yapıldığı; birbirimizin kafasını yardığımız, bir elma şekerini 5 arkadaşımızla yediğimiz, akşamları patlamış mısır eşliğinde komşu ve akrabalarla hoşça vakitler geçirdiğimiz zamanlar vardı ya işte o dönemleri sorsam hatırlar mısınız? Peki, biraz daha ipucu vereyim. Hani hepimizin dilekler dilediğimiz bir yıldızı vardı. Geceleri kafalarımız havada onları sayardık.  Uğur böceklerinden isteklerimiz hiç bitmezdi. Oyuncaklarımız oldukça doğaldı. Bozar, yapar oynardık. Kim fakir kim zengin bilmezdik. Gösteriş, çalım, caka yoktu.  Hep beraber sevinir, beraber üzülürdük. Şu an çoğunuzdan “En güzel çocukluk yıllarımın geçtiği o günleri ve mahallemi nasıl unutabilirim” dediğini duyar gibiyim.

Evet, “Mahalle Kültürü”. Günümüzde artık çoğumuzun bu güzellikleri yaşayamadığı ya da unuttuğu; hatırlayanların ise sadece anılarında kaldığı ve birkaç dost muhabbetlerinde gün yüzüne çıkardığı sıradan konular sınıfına giren “Mahalle Kültürü”. Özellikle büyük şehirlerde mahalle kavramı, ya bitmiş ya da tümüyle boyut değiştirmekle beraber sadece adres bilgilerinde yer adı olarak kalmaktan ibaret olmuştur.

Mahalle kültürünün hâkim olduğu dönemlerde herkes mutluydu. İnsanlar özellikle de çocuklar yatmadan yatmaya evin yolunu bulurlardı. Çocukları oyun alanlarından koparıp eve getirmek fermana mahsustu. Ya bayanları evde bulmak o da ayrı bir sosyalleşmeydi. İnsanlarımız arasında saygı ve sevgi temellerine dayalı müthiş bir iletişim vardı. Herkes gülüyordu, insanların yüzünden tebessüm eksik olmuyordu.  

Mahallelerimizde neler yoktu ki; mahalle takımı, mahalle bakkalı, mahallenin bekçisi, mahallenin kabadayısı, mahallenin gülü (akli dengesi yerinde olmayan kişiler), mahallenin namusu, mahalle dostlukları vs. Bu kavramlar ve şahsiyetler, insanları “Ben”- “Sen” gibi ötekileştirmekten çok bizleri “Biz” yapan değerlerdi. İnsanlarımızı sadece kendisi ve ailesi için yaşayan, çevresine karşı duyarsız bireyselliğe değil; kişiyi aile olmaya, birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde kaliteli bir yaşama yönlendirirdi.

“Kültür” başlıklı yazımızda da bahsettiğimiz üzere kültürün en önemli hususiyetlerinden birinin insanlar arasında “kaynaştırıcılık” özelliğinin var olmasıydı. İşte mahalle kültürü de insanları birbirine kaynaştırır, kişiler arasında sıcak ve samimiyete dayanan ilişkiler oluştururdu. Mahalle kültüründeki bu içtenlik insanların birbirlerini daha iyi tanımalarına ve birbirlerine güvenmelerine olanak sağlardı. Bu vesileyle mahallede gelişen ya da gelişebilecek olan olumsuz havalar daha önceden sezilirdi. Yani mahalledeki yabancılar çok çabuk fark edilir ve yardımcı olunacaksa yardımcı olunur, yok farklı bir durumsa gereği mahalleli tarafından yapılırdı.

      “Devamı Haftaya”