mehmetguclu2603 @ gmail.com

BİZİM MAHALLE

            Mahalle Kültürünün olduğu dönemlerde olumsuz durum ve olaylara neredeyse hiç rastlanmazdı. Hırsızlıkmış, tacizmiş, kaçırmaymış, kavga, yaralama ve öldürme gibi olaylar yaşanmazdı. Çünkü kişiler arası ilişkilerde sevgi ve saygının temel alındığı, hâkim olduğu ortamlarda kim bu tarz bir şeye tevessül edebilirdi. Mahallenin namusu vardı. Kimse mahallenin kızına yan gözle bakamaz, o kişi herkes için “bacı” konumundaydı. Ola ki mahallede yanlış bir durumla karşılaşılsa bile mahalleli topyekûn olaya karşılık verir, tepki gösterir hatta olayın boyutuna göre kişiyi toplumdan dışlarlardı. Kişi yaptığı yanlışın farkına varır, hatasını anlar ve topluma tekrardan dâhil olabilmek için hatasını telafi etmenin yollarına bakardı. Yok, eğer yaptığı yanlış affedilir cinsten değilse, kişi toplumda itibar görmediğini anlar ve neticesinde mahalleyi ya da o yerleşim bölgesini terk etmek zorunda kalırdı. Yani toplum, bünyesindeki çürük elmaları barındırmaz, kendisi temizlerdi. Çünkü temizlenmeyen çürük elmaların diğer sağlam elmaları da çok kısa bir sürede çürüteceğini bilirlerdi. Bundan dolayı bu tarz olumsuz durumlar kişilerin aklından bile geçemezdi.

Çocukluk yıllarımdan hatırlıyorum çiftler daha yolun başında anlaşamayıp “söz atmış” olsalar “nişandan dönseler” dahi bu olayların o dönemlerde toplumumuzda yansımaları oldukça şiddetli olurdu. Çünkü mahalle kültürü doğası gereği hep yapıcı olmuştur ve doğal olan bu tarz olaylar dahi çok acımasızca eleştirildi. Bundan dolayı insanlar, özellikle “mahalle baskısına” maruz kalmamak için “yen kırılır kol içinde kalır” anlayışıyla çiftler küçük meseleleri büyütmez ve sorunlar da zamanla çözülürdü.

Sonuç olarak; mahalle kültüründe insanlar yalnız değildi, şimdi ise herkes yalnız. Bu kültürde insanlar mutluydu, şu an insanlık mutsuz. Mahallede insanların birbirlerine sonsuz itimatları vardı, şimdi insanlar birbirlerinden korkuyorlar. Mahallelerde “büyük- küçük” anlayışı vardı. Büyüğe hürmet, küçüğe sevgi; şimdi kim kime dum duma. Bu kültür bir haber kaynağıydı. İnsanlar her şeyden haberdardı, şimdi insanlar oldukça duyarsız. Çocuklar eve girmezlerdi, şimdi dışarı çıkmıyorlar. Eskiden maddi olanaklar sınırlıydı ama ehemmiyeti yoktu. Çünkü kişiler arası sevgi bu durumu hissettirmezdi. Para yoktu ama veresiye defterleri vardı. Şu an yaşam ölçünlerimiz arttı, sorunlar da peşi sıra… 

İşte bu yukarıda sıraladığımız değişimlerin hepsi de modern hayatın bir tezahürüdür. İşin en vahim tarafı da nedir biliyor musunuz? Gelişen, değişen, modernleşen yaşamımız karşısında bu nadide değerleri koruyamıyor ve yeni nesillere aktaramıyor olmamızdır. Evet, anne ve babalar sizler manevi yoğunluğu yüksek olan bu dönemleri yaşadınız. Kendinizi gerçekten şanslı sayabilirsiniz!