mehmetguclu2603 @ gmail.com

GÖRGÜ

“Büyüklerimize Saygı, Küçüklerimize Sevgi”

Hele hele çocuk sevindirebilmek, bir çocuğun mutluluğuna, heyecanına ortak olabilmek, küçücük umutlarını kocaman gülücükler eşliğinde sevince dönüştürebilmek; inanıyorum ki insanın bu dünyada dünyalık olarak yaşayabileceği en büyük haz, yaşatabileceği de en güzel eylemdir. Peygamber Efendimiz bir hadisinde “Cennetteki ‘Sevinç Sarayı’na ancak çocukları sevindirenler girer.” Buyurmuştur. Evet insanlar dünyada zaman zaman kelimelerin dahi kifayetsiz kalabileceği kimi durumlarla karşılaşabilmektedirler. Bu hallerin insanlarda bırakabileceği etkiler ve izler kesinlikle maddi fonksiyonlarla ölçülemeyecek derecede oldukça yüce olmaktadır.

Günümüzde başta ailesi sonra da içinde yaşadığı toplum adına hayırlı evlatlar yetiştirebilmek, ebeveynler adına başlı başına büyük bir maharet gerektirmekle beraber adete bir meslek konumuna ulaşan, zorlu bir süreci kapsamaktadır. Gün içerisinde yaşanılan koşuşturmalardan kaynaklı yoğunluk ve gerginlik (stres), anne ve babalardaki enerjiyi sömürmektedir. Günün sonunda tükenmişlik sendromu ile evine gelen ebeveynin çocuğuna sevgi ve ilgi yönünden verebilecekleri sınırlı kalabilmektedir. Kimi durumlarda insanlığa dayatılan, kimi hallerde de insanların öncelemiş olduğu bu yaşam ölçünleri (standartları) maalesef bu materyalist düzeni toplumlarda doğurmuştur. Bu yapısal düzen içerisinde yetişen çocuklar, sevgi denen mucizevi duygudan mahrum kalarak büyümektedirler.

Çocuğun kişiliği sevgi üzerine bina edilmiş ise o çocuğa iyilikle, güzellikle yaptırılamayacak bir şey yoktur. Bu yönde sevgi yollu yetişmiş bir çocuk çok daha mutludur ve geleceğe güvenle bakarak adımlarını da sağlam basar. Ancak sevgi ve ilgiden mahrum; kötülük, azar ve şiddet yollu büyüyen çocuklar sevgisiz, kimseye güven duymayan akabinde de mutsuz çocuklardır. Mutsuz olan çocuklar, kendilerini etraflarından soyutlamaya ve yalnızlaşmaya adamaktadırlar. Bu tür çocuklar sevgi ve ilgiye aç çocuklardır. Makalenin başında da dediğimiz gibi ruhi yönleri doyurulmamış çocuklardır. Sevgisizlikten ve ilgisizlikten dolayı suça yatkın yetişirler. Çünkü bu çocuklar, ilgiye ihtiyaç duydukları için kendilerini bulundukları ortama ya da topluluğa kabul ettirmek adına bazı olumsuz çıkışlar yapabilirler. Çoğu zaman farkında olunmak isteği ile başkalarına zarar da verirler ve bu durum hoşlarına da gitmektedir. Biri bir şey söylediğinde kendisini sözlü olarak değil de şiddete başvurarak ifade ederler. Bu aşamada onlar için gerekli önlemler alınamazsa gelecekte kendileri gibi çapları ve etki alanları da büyüyeceğinden telafisi çok daha zor işler açacaklardır başlarına. Toplum adına da üzücü bir durum olarak sorunlu insanlar yetişmiş olacaktır.   

www.gemerekhaber.com www.gemerekgundem.com.tr