mehmetguclu2603 @ gmail.com

MİLLİ ŞUUR

            Milli şuur; milletin olmazsa olmaz dürtüsü, dünya sahnesinde kalıcılığı ve selameti anlamındaki garantisi, milli reflekslerle onu topyekûn harekete geçiren en önemli manevi kuvvetidir. Milli şuur; bir milletin kendisinin farkında olması, bu farkındalık ile geçmişi ve geleceği arasında sağlam köprüler kurabilme adına gösterdiği tepkedir. Kısacası “Milli Şuur” ulusal bilinçtir, yani kendisini bütün kodlarıyla bilmesi, özüne hâkim olması ve bu uğurda taviz vermemesidir. Bir millet zaman içerisinde ekonomik olarak yıpranmış, eski gücünü yitirmiş olabilir. Savaşlara girerek toprağını, hatta Allah vermesin bütün değerleriyle beraber bağımsızlığını dahi kaybetmiş olabilir. Önemli olan eğer ki o millet “Milli Şuurunu” yitirmemişse, işte umut oradadır, yeniden diriliş oradadır. Tarih, o kadar mükemmel bir bilim dalı ki insana her daim dersler vermekte ve en güzel örneklerini alanında barındırmaktadır. Türk Milleti, sahip olduğu “Milli Şuur “sayesinde tarih sahnesinde 16 defa yıkılmış ve 17 defa yeniden devlet olabilmeyi başarabilmiş tek millettir. Milletlerde var olan ulusal bilinç sönmediği müddetçe küllerinden yeniden doğmaya mahirdir.

            Milli Şuura sahip olmak demek benliğini, Türk kimliğini yitirmemek demektir. Bunun da en önemli göstergesi tabi ki sahip olduğumuz Türk Dili’dir. Çünkü rahmetli hocamız Oktay Sinanoğlu’nun dediği gibi: “Türkçe giderse, Türkiye gider. Çünkü dil giderse o dille beraber yüzyıllar, binyıllar boyunca gelişen kültür de gider. O zaman Türk’ü Türk yapan özellikler kaybolmuş olur.” Milli şuura sahip olmak başta diline hâkim olmaktır, tarihini doğru bilmek ve gücünü ondan alabilmektir. Ayrıca kültürüne ve değerlerine sahip olmak, onları bilinçli olarak yaşamak ve yaşatmaktır. Milli şuur, insanda milli ve yerli olma bilincini oluşturmayı gerektirir. Bu anlamda ülke menfaati her türlü bireysel, grupsal ve ailevi menfaatin üzerinde olmalıdır.

Bir devletin vatandaşlarında “Milli Şuurun” uyanık olması o devlete ola ki içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı kendiliğinden kalkan vazifesini yaptıracaktır. Ülke bu bilinç sayesinde kendisi için kötü emeller besleyenlerle daha kolay ve maddi olarak daha da külfetsiz, basit mücadeleler verecektir. Henüz bu olumsuz düşünceler, yüreklerde ve beyinlerde yeşermeden, sayıca kendilerine fazla taraftar bulamadan rahatça kökü kazınabilir. Türk Devleti, kendi ülkesinin geleceği, sebatı için bireylerine bu bilinci kazandırma anlamında manevi yönden oldukça geniş kaynaklara sahiptir.  Özellikle sahip olunan zengin tarih ve kültürel değerler, doğru ve nesnel bir şekilde faydalanıcı kitleye aktarılabilirse, bu uğurda çok etkili bir bilinç oluşturulmuş olunacaktır. “Devamı Haftaya”