mehmetguclu2603 @ gmail.com

MİLLİ ŞUUR

            Milli Şuurun en önemli öncüsü “Milli Birlik ve Beraberlik” duygusudur. Milli birlik ve beraberlik; milletçe bir arada yaşamayı, beraber olmayı, yaşanan olumlu ve olumsuz olaylara karşı topyekûn milli refleksleri alabilmeyi ve uygulayabilmeyi ifade eder. Devlet var olan gücünü milletinde hâkim olan milli birlik ve beraberlik duygusundan alır. Bu güç, ülke için kötü emel besleyen hain ve düşmanların daha işin başında bertaraf edilmesini; ola ki eyleme dönüşebilmiş faaliyetlerle de daha kolay ve basitçe mücadele edilerek kısa yoldan başarıya ulaşılmasını sağlar.

            Toplumda var olan milli birlik ve beraberlik duygusu vatandaşları ortak bir payda da toplayarak bir arada tutar. Bu duygularla bütünleşmiş olan halk, ülkesi için gerekli olan savunma mekanizmasını kendiliğinden oluşturur. Geçmişte Türk Milleti, milli birlik ve beraberlik duygusunun en güzel örneklerini Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarıyla tüm dünyaya göstermiştir. Türk halkı, imkânsızlıklar içerisinde kenetlenerek birlik ve beraberlik örneğinin timsali olmuştur. Çanakkale Zaferi, tarihte eşine çok zor rastlanan zaferlerden biridir. Bu zaferle milletimizin makûs tarihi değişmiş, bu zaferden alınan cesaret Kurtuluş Savaşı’na öncülük etmiştir.

Türk milletini güçlü kılan, onu yenilmez yapan, zaferlerden zaferlere koşturan gizemli kudretinde; iki beslenme kaynağı mevcuttur. Bunlardan birincisi “inancı” yani “dini”, ikincisi ise şanla ve şerefle dolu olan “tarihidir”. Maalesef günümüzde gençlik, gelişen küresel süreç içerisinde çeşitli dış mihraklı etkenlerle şuursuz bir yapıda kasıtlı olarak yapılandırılmak istenmektedir. Türk genci, damarlarında dolanan asil ruhu dışa yansıtamamakta, kendisine yakışanı sergileyememektedir. Üstüne üstlük bu durumları “Çağın Gereği” olarak algılayan ve ifade eden anlayış da farkında olmadan o sömürgeci güçlerin ekmeğine yağ sürmektedir. Özellikle milli şuuru, millet olarak yeteri derecede kazanamamış olan ülkelerdeki kimi insanlar, değerlerine çok çabuk ihanet edebilmektedirler. Sömürgeci güçler, bu insanları çok rahat bulurlar ve kullanırlar. Bu kullanılan insanlar da nüfus edecekleri, etkileyecekleri kesimleri çok iyi bilirler. Gençlik üzerinde yoğunlaşarak akıllarını karıştırmaya çalışırlar. En belirgin çalışmaları; gençlere özgüvensizliği aşılamak ve onlara ülke geleceğini güvensiz, karanlık ve bulanık olarak göstermektir. Daha sonra başta tarih ve din olmak üzere kültürel değerleri, insanlara saçmalık olarak yansıtırlar. Günümüzde kimi gençlerimizde bir boş vermişliğin, yayılmacılığın, sorumsuzluğun, hayatı alaya alırcasına takılmaların ve sürekli memnuniyetsizliklerin var olması; işlerinde ne denli başarılı olduklarını ispatlamaktadır.

Türk Kültürü; sahip olduğu derin tecrübe ve bünyesinde barındırdığı zengin örnekleriyle çok geniş bir birikime sahiptir. Bundan dolayı millet olarak hiçbir şey için geç kalınmış değildir. Acilen kimlik takınılmalı ve öze dönüş hızlanmalıdır. Her şeyin iyisi inanın bizde; saygı bizde, sevgi bizde, hoşgörü bizde, eş duyu bizde, güzellikler bizde, maneviyat bizde, değerler bizde, tarih bizde, örnek ecdatlar bizde, gençlik bizde ve en önemlisi bu kadar zenginlik içerisinde asrın evlatlarını yetiştirebilme fırsatı da yine bizim ellerimizde…      

Saygı ve Sevgilerimle...

        Mevsim Sonu (Sezon Finali)