mehmetguclu2603 @ gmail.com

MİRAS BIRAKILANLAR VE UNUTTUKLARIMIZ 

            Prof. Dr. Necati Demir hocamız (benim de hocamdı), yıllar süren araştırmaları sonucunda Türkler ’in 15 bin yıldır muhteşem bir medeniyet inşa ettiklerini; Sibirya’dan, Avrupa ve Afrika’ya kadar, kaya üzeri resimlerin de bu durumu kanıtladığını belgeleriyle dile getirmektedir. Buradan yola çıkarak ecdadımızın dünyanın birçok coğrafi bölgelerinde takdire şayan medeniyetler kurduğunu; tarih sahnesinde yozlaşmadan, eriyip kaybolmadan, benliklerini yitirmeden günümüze ulaşmayı başardıklarını söyleyebiliriz. Bu başarının ve istikrarın en büyük kaynağı hiç şüphesiz milletimizi millet yapan ortak değerlerimiz, yazılı olmayan hukukumuz ve teamüllerimizdi. Türk milleti; saygı, sevgi, hoşgörü, ahlak, edep, hiyerarşiye itaat, otoriteye itaat, cesaret, inanç gibi ilkelerin öncülüğünde tarih sahnesinde devamlılığını her daim muhafaza etmiştir.

            Milletimizde kültürün, kültürel değerlerin insanlarımızın DNA’larına kadar işlediğini, her durumda teamüllere (gelenek-görenek) uygun hareket edildiğini ve bunlardan mümkün olduğunca ödün verilmediğini görmekteyiz. Bu durum diğer milletlerle yapacağımız basit bir kıyaslama ile daha net bir şekilde görülebilmektedir.  İnsanlarımız içinde alt tabakalara (eğitim açısından) doğru inildiğinde doğallığa daha fazla yaklaşacağımız için bu kişilerde kültürlenmenin; üst tabakalardan daha yoğun olduğunu ve daha yoğun yaşandığını görmek mümkündür. Başka milletlerde ise bunun tam karşıtı bir durum söz konusudur. Oralarda alt tabakalara inildikçe değerlerin kaybolduğu, maneviyatın çöktüğü; üst tabakalarda ise kültürlenmenin alt tabakaya nazaran yoğun olduğu görülmektedir.  Bu durum Türk Kültürünün, yozlaşmaya meyil vermeden kuşaktan kuşağa, milletinin karakterine işleyebilecek derecede ne denli güçlü ve tutarlı bir kültür olduğunun kanıtıdır.

            Bizi biz yapan ortak değerlerin içerisinde gelenek ve göreneklerimizin yeri oldukça büyüktür. Gelenek ve göreneklerimiz için bir toplumda eskiden beri gelen, kuşaktan kuşağa aktarılan alışkanlıklar, davranışlar ve hareketlerdir diyebiliriz. Bazı durumların, bilgilerin, davranışların, alışkanlıkların gelenek olarak sayılabilmesi için eskiden kalmış olması gerekmektedir. Geleneklerde insanlarımızın çok derin hayati tecrübeleri, deneyimleri mevcuttur. Yani gelenekler belli bir tecrübenin ürünleri oldukları için ait olduğu toplumu da en iyiye, en münasip olana doğru yönlendirmektedir. Bundan dolayı ecdadımız doğru olanı, yakışanı tespit ettikçe; yaşanmışlıklarını, deneyimlerini gelecek kuşaklara aktarmış ve bu durum zamanla gelenek halini almıştır.

                                                                                             “Devamı Haftaya”

www.gemerekhaber.com  www.gemerekgundem.com.tr