mehmetguclu2603 @ gmail.com

MİRAS BIRAKILANLAR VE UNUTTUKLARIMIZ

            Toplumumuzun yaşamına yön veren kültürel değerlerimiz, köklü bir tarihe dayanmaktadır. Bu özelliğinden dolayı Türk toplumuna ait gelenek ve görenekler asırlara özellikle de modern çağa meydan okuyarak ayrıca; içinde bulunduğu çağın gerekliliklerine göre kendisini her dönem yenileyerek günümüze ulaşmayı başarmışlardır. Bir değerler bütünü düşünün ki her çağda varlığını koruyabilmiş, teamülleriyle ve uygulamalarıyla ait olduğu toplumu her dönem şahikalara yükseltmiştir. Nasıl olur da bu denli maneviyat yüklü, kıymetli değerlerimiz için “gereksiz, hükmünü yitirmiş,  çağ dışı, yenilik karşıtı, engelleyici” sıfatları hiç acımadan yakıştırıla bilinmektedir.

            Tarih görebilene ve onu okuyup anlamlandırabilene çok büyük dersler vermektedir. Çünkü tarih tekerrürden ibarettir. Tarih sahnesinde varlıklarını devam ettiren milletler, her daim kültürlerini ve değerlerini muhafaza etmiş milletlerdir. Milletlerin başka milletlerle etkileşime girmeleri oldukça doğaldır. Bu doğallık içerisinde kültürel alanda alış verişler de yapılmaktadır. Önemli olan ihtiyaç dâhilinde bizde olmayanların alınması ve kültürümüze uyarlanmasıdır. Maalesef günümüzde bir özenti uğruna o nadide dilimize –hiç de ihtiyaç hâsıl olmadığı halde-yabancı kelimeler alınmaktadır. Dünya ülkeleri arasında ilklerde yeri olan “Türk Mutfağımız”, ne idüğü belirsiz hazır yiyeceklere feda edilmektedir. Her biri bir yaşam eseri olan türkülerimiz, ninnilerimiz, ağıtlarımız… gün geçtikçe ve kuşak değiştikçe daha az kişinin hafızasında yer bulmaktadır.   

            Evet, kıymetli hemşerilerim; insanoğlu yaratılış gereği kendisini bir toplum içerisinde bulur. Bir yandan bu toplumun karakterine, yapı taşlarına, değerlerine sahip olurken; diğer yandan da bu değerlere uygun olarak yaşar ve büyür. Yani demek istediğim bir toplumu şekillendirmek, ona yön vermek inanınki o kadar da zor değildir. Kültürün insanları bağlaştırıcı, kaynaştırıcı özelliklerinin olduğundan daha önceleri bahsetmiştik. Her şey bizim ellerimizde. Bizler nasıl isek bizden sonraki nesil de bizim gibi olacaktır. Çünkü doğa gereği bundan kaçış yoktur. Dediğimiz gibi insan doğup büyüdüğü toplumun karakterini taşımaktadır. Özellikle göreneklerin nesillere aktarılmasında olumlu örnek kişiler olunmalıdır. Bu aşamada öncelikle anne, babaya ve öğretmenlere büyük sorumluluklar düşmektedir.  Atalarımız boş yere dememişler “Ağaca çıkan keçinin, dala bakan oğlağı olur” diye.                                                                                             “Devamı Haftaya”