mehmetguclu2603 @ gmail.com

“NERDE O ESKİ RAMAZANLAR?”

Ramazan Bayramı, İslam âlemlerinde büyük bir coşku ve katılımla üç gün süresince kutlanır. Bir ay boyunca ibadetle geçirilen zamanın ardından bayramı hak eden müminler bayram sabahı bayram namazına giderler. Namazdan sonra cami içerisinde bayramlaşmalar olur. Bayram namazından çıkanlar hemen bayram yemeğine giderler. Köyde o sene kim vefat etmişse onun evinde bayram yemeği verilir ve tüm köylü bir gün öncesinden davet edilir. Eğer o sene ölüm olmamışsa sülalenin en büyüğü her kim ise onun evine gidilerek bayram yemeği orada yenir. Sülaledeki herkes bu eve yemekler getirir. Yemekler yenildikten sonra, sülalenin en yaşlısından başlanarak bayramlaşılır. Yaşça küçükler büyüklerin elini öper; “Bayramımız mübarek olsun.” derler. Büyükler de küçüklerin yanaklarından öperek; “Her daim bu bayramlara yet.” derler ve şeker veya para verirler. Genelde bayram yemeklerinde şehriye çorbası, mantı, su böreği, pilav, türlü, sütlü, baklava gibi yemekler olur. Son dönemlerde artık bu yemeklerin yerini daha zahmetsiz hazır yemekler almıştır.

Sülale ve aile içerisindeki bayramlaşmalar bittikten sonra kabileler halinde o yıl içerisinde cenazesi olan evlere ziyaretler yapılır. Cenaze evlerinde ya imam ya da Kur’an bilen bir kişi hazır bulundurulur. Gelen ziyaretçilerle bayramlaşıldıktan sonra Kur’an okunur. Âmin denildikten sonra gelenler; “Geçenlerinize Allah rahmet eylesin.” derler ve cenaze evinden çıkılır. Varsa köylerdeki hasta insanlara ve yaşlılara, kimsesizlere de gidilerek onlarla da bayramlaşılır ve gönülleri alınır.

Bayramlar küslerin de barışmalarına vesile olur. Çünkü bir mekânda bayramlaşıldığı zaman küs olunan biri atlanamayacağına göre ister istemez tokalaşılır ve dolayısıyla da barışmış olunur.

Bayramlar en çok da küçüklerin sevinmelerine vesiledir. Çünkü bayramlarda küçükler unutulmaz. Elleri öpülen büyükler tarafından parayla ödüllendirilirler. Küçükler de paralarının az bir kısmını o gün dilediği gibi harcamakta özgürdürler. Bayramlar birliğin, beraberliğin, sevginin, saygının, kenetlenmenin ayyuka çıkığı; hasretlik ve özlemlerin bittiği nadide günlerdir. Günümüzde ise maalesef her duyarlı vatandaş gibi bizler de üzülerek bu heyecanların ve güzelliklerin tükenme süreçlerine tanıklık etmekteyiz. Hızlı bir şekilde ilerleyen kültürel yozlaşma, bayramlarımızı da etkilemiştir. Bir kısım insanlar, bayramlaşma yerine günler öncesinden tatil planlarını yapmaktadırlar.