mehmetguclu2603 @ gmail.com

TÜRKÜLERİMİZ

 Bu hafta da müsaadenizle türkülerimizin yapısından, mahiyetinden ve etkisinden bahsetmek istiyorum. Türküler, genelde bir hadise üzerine yakılan ve söylenen eserlerdir. Türküler de diğer folklor türleri gibi ilk söyleyenleri belli iken zamanla anonimleşmişlerdir. Değişimlere uğrayarak yaşamlarını sürdürürler.

Türküler, daha çok 7’li, 8’li ve 11’li hece ölçüsüyle söylenirler. Genelde yöremizde 7’li ve 8’li hece ölçüsüyle oluşturulan türkülerimizde kadınların eserleri ağır basarken; 11’li hece ölçüsüyle oluşturulan türkülerimizde ise erkek üstünlüğünün daha fazla olduğunu görmekteyiz. Bunun nedeni ise manilerimiz, kadınlara has özgün eserlerdir ve birçok türkünün bestesine hazır mani sözleri uyarlanılarak yeni türküler elde edilebilmektedir. Ninniler ve ağıtlarda birer türkü çeşitleridir. Yöremiz hanımları manileri, ninnileri ve yöresel ağıtları türküleştirmişlerdir.

Türkü yakma ise tamamen özgün yani her safhasının kişiye ait olduğu eserlerdir. Yine yaşanan bir olay üzerine bestesi ve güftesi (sözleri) yeni yapılan eserlerdir. Bu içli deyişlerin yanında, tabiat güzelliklerini veren koşmalar, temiz ince duygularla örülü samimi hasretlikler ve sevdalar, kıvrak ve hareketli halaylar da türkülerle dile getirilmiştir. Anadolu insanı nelere türkü yakmamış ki; askere giden oğluna, gurbete çıkan eşine, şehit düşen yavrusuna, uyuyan bebeğine, koyununa, kuzusuna, dağına, taşına, suyuna, sevdiğine, yârine…

Türkülerimiz, zaman zaman bölge ve yöre farklılıklarından dolayı değişimlere de uğrasalar nesillerden nesillere aktarımı yine olacaktır. Çünkü türküler kafadan dolma ya da sallama sözlerle değil, belirli bir yaşanmış hadise üzerine yoğunlaşılarak oluşturulan ezgili (melodili) eserlerdir.

Ezgiler türkülerin daha kalıcı olmalarını sağlamaktadır. Yani şunu söyleyebiliriz ki türkülerde dinleyen herkesi, kendi bünyesine çeken özgün bir yapı vardır. Dinleyen kişi o türkünün bir parçası olarak kendini içinde bulur ve eşlik etmeden kendisini alamaz.

                                                                                              “Devamı Haftaya”