mehmetguclu2603 @ gmail.com

ÜÇ HASLET

“İyilik, Güzellik, Doğruluk”

            Toplumu meydana getiren bireylerin gelecek adına güveni ve huzuru tesis edebilmeleri ancak ve ancak iyi hasletlerle donatılmış bir karaktere sahip olabilmelerine bağlıdır. Bu uğurda en önemli görev ve sorumluluk hiç şüphesiz ki onları şekillendirecek olan başta ebeveynler olarak aileye, öğretmenler kanalıyla okula ve tabi ki onu birçok alanda etkilemekte olan çevreye ve topluma düşmektedir.  Çünkü iyi özellikleri bireye kazandıracak olan da bunların tezatlarını oluşturacak olan da yine aynı sorumlular olacaktır. Hal böyle iken günümüzde bu sorumlular, bireyin iyi hasletlerini toplum içerisinde öne çıkarmakla uğraşmak yerine; onun başkaca özelliklerinin gelişmesini öncelemektedirler. Bireyin yetişmesinde katkıda bulunan gerek karşı karşıya maruz kaldığı sistemler, gerekse yapılar olsun; onu çoğunlukla ekonomik anlamda kazanmaya odaklandırmaktadırlar. Halbuki özü itibariyle Türk kültüründe, milletin değerleri adına hayırlı ve ahlaklı bir insan olmak, zengin ya da başarılı bir insan olmaktan daha eftaldir. Yani bizim için ahlaklı, karakterli insan; ekonomik özgürlüğünü elde etmekte başarılı olmuş bir insandan daha öncelikli ve önemlidir. Bu kanı Türk toplumunda genel bir algıdır. Ancak uygulamada ne yazık ki bunun tam tersi bir durumla karşılaşılmaktadır. Son zamanlarda toplum nazarında bireyler için geçer akçe ne yazık ki ahlak yerine, kariyer olmuştur.

            Birey için güzel ahlak ve iyi hasletler burada öncelenirken; bilginin, becerinin kazanmanın, kariyerin, başarının önemsiz olduğu kanısı asla çıkarılmamalıdır. Muhakkak onlar da insan için önemli olgulardır. Ancak bu durum alt yapısız, temeli çürük gösterişli binaları andırmaktadır. Sağlam bir ahlak ve karaktere sahip olan birey için akabinde başarı sadece bir an meselesidir. İşi hakkıyla yaptıktan sonra günümüzde ekonomik olarak kâr etmeyen meslek yoktur. Aksi halde güzel ahlak ve iyi karakterin temelini oluşturacak özelliklerden yoksun bir bireyin, bilgi ve beceri yönünden iyi bir eğitim almış olması dahi onun “iyi insanlar” sınıflamasının dışarısına itilmesine mâni olamayacaktır. Kimi meslekler vardır ki bunların alanı insan yetiştiriciliğidir ya da insan hayatını kurtarmaktır. Peki bu kariyerler insanlara kazandırılırken o insanlarda “insan sevgisi veya vicdan” var mıdır yok mudur? Ne derecede sorgulanmakta ve ölçülebilmektedir? En başta sorgulanması gereken bu özellikler değil midir? Ya da kişinin kalbinde, zihninde “adalet duygusu” var mıdır, yok mudur sorgulamadan o insanın bir kariyer elde ederek adalet dağıtması ne kadar doğrudur? Bu durum sadece bireyin ezber yeteneğinin fazlaca olmasına mı bağlanmalıdır? Yine içerisinde “Allah korkusu, Kul Hakkı gözetimi” var mıdır yok mudur? Diye sorgulamadan sadece kafası emsallerinden daha fazla matematiğe bastığı için mühendislik, mimarlık, müteahhitlik belgesi alarak kişinin çeşitli yapılar dikmesi, köprüler oluşturması ne derece doğrudur? Yorum siz değerli okurların…

www.gemerekhaber.com www.gemerekgundem.com.tr