mehmetguclu2603 @ gmail.com

ÜÇ HASLET

“İyilik, Güzellik, Doğruluk”

            İnsanoğlu sevmek ve sevilmek gibi duyguları her daim yaşamak ister. Çünkü insanın manevi yönünü besleyen temel gıda sevgidir. Bu besinin yoksunluğu bireyi nefrete ve kötülüğe götürür. Özellikle bu hasletlerin temelleri çocukluk çağında atıldığı için durumları çok rahat gözlemleyebiliriz. Sevgiden, iyilikten nasibini alamamış çocuklar, kendilerini çevredekilere fark ettirebilmek adına, “ben de buradayım” dercesine sık sık hırçınlıklara başvururlar. Farkındalık oluşturabilmek adına kendisini kâh kavga ederek, kâh yasakları çiğneyerek ifade etmeye çalışırlar. Dünya bir denge üzere kuruludur ve bu denge zıtlıklarıyla hayat bulmaktadır. Yani dünyanın kurgusu zıtlıklar üzerine bina edilmiştir. Zıtlıklar ve zıt öğeler birbirlerini tamamladıkları için kimi durumlarda kıymetleri sonradan çok iyi anlaşılmaktadır. Örneğin günümüzde yaşanan savaşlar barışın kıymetini, hastalıklar sağlığın kıymetini, kötülükler iyiliğin kıymetini bildirmektedir. Çünkü insanoğlu sahip olduğu değerlerin kıymetini ancak onu kaybedince ve doğal olarak yaşamında karşıtı ile maruz kalınca anlamaktadır. Nasıl ki “aydınlığın” belli bir süreden sonra olmaması “karanlığı”, “variyetin” yokluğu “fakirliği”, “kuvvetin” tükenmesi “zayıflığı”, “gençliğin” bitmesi “yaşlılığı” doğuruyorsa; “sevgi ve iyiliğin” yoksunluğu da doğal olarak “nefreti ve kötülüğü” doğurmaktadır. Nimetlerin en büyüğü olan kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim bu hususta “Her şeyi çift yarattık umulur ki düşünüp öğüt alırsınız.” (Zariyat-49) diye buyurur. Bu ayet ile her şeyden iki çeşit vücuda getirildiği örneğin; gök ile yer, hayat ile ölüm, mümin ile kafir…gibi ifade edilmekle beraber, bu denli açık bir ifadeden de insanlığın düşünerek öğüt alması istenmektedir. Görüldüğü üzere insanoğlunun zamanla maruz kaldığı zıtlıkların bazılarında telafiler mümkün olmakla beraber geriye dönüşler tekrardan sağlanabilirken, kimilerinde bu durum imkânsız ya da çok zor olabilmektedir. Gençliğin, sağlığın, ölümün maalesef telafisi yoktur. Bu hususlarda önemli olan; ânın değerini bilmek ve ânı yaşayabilmektir. Ancak savaşın, fakirliğin, zayıflığın, cahilliğin, nefretin, kötülüğün vs gibi olumsuz durumların her zaman telafisi mümkündür. Çoğu zaman zor da olsa, istenilen ölçütlerde gerçekleşemeyecek dahi olsa yine de her zaman geri dönüşler mümkündür. Yeter ki insanlık istesin, bunu kesinlikle başarabilir. Çünkü insanları bu uğurda başarıya götürecek anahtarı zaten bu olumsuz kavramlar kendi zıtlığıyla bünyelerinde taşımaktadır. İnsanlıkça yapılması gereken tek şey sonradan nüfus bulmuş olan olumsuz haslet ve durumları hayatlarından atmak olmalıdır. Görülecektir ki onların yokluğu sayesinde iyi hasletler ve durumlar kendiliğinden insanlığa hâkim olacaktır. Çünkü insan için en kolay olanı budur. Ancak günümüzde insanlık, kasıtlı olarak zor olana yönlendirilmekte ve onlara insanüstü olayların yaşatılması başartılmaktadır.  “Devamı Haftaya”

www.gemerekhaber.com www.gemerekgundem.com.tr