mehmetguclu2603 @ gmail.com

ÜÇ HASLET

“İyilik, Güzellik, Doğruluk”

            İnsanoğlu için kolay olan yol, yaratılışına uygun davranımları sergilemektir. İyi hasletleri hayatında icra ederken gerek maddi gerekse manevi hiçbir yönü olumsuz yönde etkilenmez. Aksine kendisini mutlu, huzurlu ve oldukça değerli hisseder. Bu duygular sarmalında hayatına devam eden birey daima pozitif düşünceye hâkim olacağı için başta ailesine daha sonra da çevresine bu olumlu havayı sirayet ettirir. Zincirleme bu süreci işletecek olursak; birey mutlu ve huzurlu olursa aile de mutlu ve huzurlu olacaktır. Ailelerin huzuru ve geleceğe güvenle bakışları da toplum refahını maddi ve manevi düzeyde yüceltecektir. Formül bu kadar basit ve her insan için uygulanırlığı meşakkatsiz düzeyde. Hal böyle iken insanoğlu, kendi fıtratının hiç tanımadığı, kendisine hiç yakışmayan; ancak sonradan alıştırılarak kanıksatıldığı kötü hal ve davranışları günümüzde çok rahat yapabilmektedir. Yani kendisi için zor olanı başararak insanüstü bir hali gözler önünde sergileyebilmektedir. “Dünyanın çivisi çıkmış.” Sözünü son zamanlarda karşılaştığımız ve duyduğumuz olaylar karşısında daha sık kullanır olduk. Çünkü görerek veya duyarak şahit olduğumuz olayları insanlığa bir türlü yakıştıramamakla beraber, olaylar karşısında “İnsan olan bunu nasıl yapabilir?” diye kanımız adeta dona yazmaktadır. İşin aslı insanlığa çirkinlikler ve kötülükler doğrudan ya da dolaylı olarak gerek oluşturulan sanal toplumsal algılarla gerekse de kitle iletişim araçları sayesinde dayatılmaktadır. Çünkü yeni dünya düzeni bunu gerektiriyor. Yeni dünyanın düzeninde “Kargaşadan, karışıklıktan kaynaklı düzen” öngörülmekte ve istenmektedir. İlk önce toplumlarda kargaşa ve karışıklıklar oluşturuluyor, daha sonra da düzen getirmek adına müdahaleler yapılarak daha da içinden çıkılmaz bir hal aldırılıyor. Bu düzenin oluşturulabilmesi için de milletler adına temel değer niteliğindeki kıymetler gün geçtikçe yozlaştırılmakta, yapılar ve sistemler ise bozdurulmaktadır. Özellikle bireylerde kötü hasletler oluşturularak başta toplumların bel kemiği olan aile yapıları çökertilmek istenmektedir. Prof.Dr. İsmail Aydoğan’ın ifade ettiği gibi “Gerek insanın gerekse hayatın en büyük problemi olarak ekonominin gösterilmesi aslında yanıltıcıdır.” İnsanlığa, hayatın her döneminde yaşamın en büyük sorunu olarak “Ekonomi” gösterilmektedir. Aslında bu oluşturulan algı yanıltıcıdır. Çünkü insanlarda büyük bir kaygı oluşturularak insanlığın bütün dikkati bu konuya bilinçlice yoğunlaştırılmakta, bütün enerjilerini bu yönde kullanmaları istenmektedir. Bu algıdan kaynaklı günümüz insanları geleceğe bakış açılarını “Ekonomik” olarak algılamaktadırlar. Bu pencereden dünyaya bakan birey, “Ekonomiyi” hayatının her alanı için birinci öncelikli sıraya ister istemez yerleştirecektir. Özellikle yetişecek yeni neslin ekonomik olarak geleceğinin garanti altına alınabilmesi adına kıyasıya bir mücadelenin baş gösterdiğini görebilmekteyiz.   “Devamı Haftaya”        

www.gemerekhaber.com www.gemerekgundem.com.tr