mehmetguclu2603 @ gmail.com

ÜÇ HASLET

“İyilik, Güzellik, Doğruluk”

            Son dönemlerde kitle iletişim araçları bu alanda oldukça etkin kullanılarak geleneklerden, değerlerden, kültürel yapılardan arındırılmış; sözüm ona yenilikçi, modernist bir yaşam tarzı cazibe niteliğinde insanlığa sunulmaktadır. Bunun sonucunda da bireyselliği ön planda olan, bencil, maddeci kitlelerin oluşumu hedeflenmektedir. Bu kitlelerin birbirlerine olan duygusal bağları da gerek bireylere dayatılan çalışma şartları gibi günün büyük bir kısmına hâkim olan dünya meşakkatleri ile gerekse de basın yayın organlarıyla insanlığa servis edilen olumsuz içerikli izlencelerle zamanla zayıflatılarak koparılmaktadır. Özellikle haberlerin, filmlerin, dizilerin, eğlence ve kadın programlarının tamamına yakınının izlencelerinde tema olarak toplum adına olumsuz örnek ve konuları içermeleri ve işlemeleri bu durumu kanıtlar niteliktedir. Bu izlencelerin ısrarla ekranlarda sunuluyor olması maalesef insanlarda zamanla negatif düşünceyi hakım kılmaktadır. Bunun sonucunda insanlar; gerek birbirleri ile olan birincil ilişkilerine gerekse çevresel faktörlerden kaynaklı durumlara kaygı ile yaklaşmaktadırlar ve kendi elleriyle gelecek adına güvensiz bir ortamı inşa etmektedirler. İnsan algısındaki bu güvensiz çevre de onu toplumdan soyutlayarak her alanda yalnızlaştırmaktadır.

            Günümüz toplumlarına insanlık adına en büyük sorun olarak “Ekonomi” nin dayatılması kesinlikle yanıltıcıdır. Bugün dünyada ekonomik durumları çok iyi olup da sömürgeci güçlerin güdümünde olan, bağımlı olan birçok ülke örnek olarak verilebilir. Yani ekonominin çok iyi olması; refahın, mutluluğun, huzurun o toplum için var olacağı anlamına gelmiyor. Örneğin Hindistan ekonomik olarak oldukça güçlü bir ülke iken bu durumu halkına yansıtamadığı için toplumun büyük bir kesimi güçlükler içerisinde yaşamaktadır. Kısacası bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Demek istediğim toplumlar adına ekonomik unsurlar sürekli öncelendiği için insan algısında da ister istemez kestirmeden sermayeye götüren her yol meşru olarak görülmektedir. Bu ve buna benzer yollar, insanoğlunu ne yazık ki fıtri yapı ekseninden uzaklaştırarak yaratılışına ve insan vasfına yakışmayan bir yapılanmaya doğru kaydırmaktadır.  Sonuçta toplumların kaderini çoğunlukla eğitim denilen uzun soluklu süreç belirlemektedir. Bundan dolayı gerek resmi gerekse resmi olmayan görgü kurallarına dayalı “hayat okulu” olarak tabir ettiğimiz eğitimlerin ahlaki bir zemine oturtularak gelecek nesillerin bu yönde eğitilmeleri gerekmektedir. Bunun için de insan karakterinde var olan “iyilik, güzellik, doğruluk” gibi dinamiklerin harekete geçirilerek toplum adına ahlaklı ve karakterli bireylerin yetiştirilmeleri öncelenmelidir. “Devamı Haftaya”

www.gemerekhaber.com www.gemerekgundem.com.tr